• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/sunumvaaz.vaaz
  • https://www.instagram.com/sunum.vaaz/
  • https://www.youtube.com/channel/UCrOVK1v-SpWyJl9iE8YTMdA

Anasayfa




“Birbirinizle ilişkiyi kesmeyin! Birbirinize sırt çevirmeyin! Birbirinize kin gütmeyin! Birbirinize haset edip, kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları KARDEŞ olun!” (Hadis-i Şerif)
Bu çalışmada İslâm'ın son Peygamberi1 Hz. Muhammed'in Medine'ye Hicret etmesinden sonra, Müslüman ve Müslüman olmayan kesimler arasında oluşturduğu insan haklarının korunmasına yönelik ilk sözleşme belgesi, bu belgede yer alan maddeler ve daha sonra da Vedâ Hutbesinde ele alınan konular üzerinde durularak, Müslümanların insan hakları alanındaki ilk uygulamaları değerlendirilmeye çalışılmakta ve günümüzdeki yansımaları irdelenmektedir.
29.03.2015
29.03.2015
Hz. Peygamber'in getirdiği dine “İslâm” isminin verilmesi ve bu kelimenin teslim olmak, boyun eğmek gibi anlamlarının yanı sıra sulh, barış ve uzlaşma gibi anlamlarının da bulunması, bu dinin müsamaha ve hoşgörü dini olduğunu göstermektedir. İslam dini, Allah'ın sonsuz merhamet ve şefkatinin yeryüzünde tecelli ettiği huzur ve barış dolu bir hayatı insanlara sunmak için indirilmiş bir dindir. Kuran ayetlerinde, insanlar, yeryüzünde merhametin, şefkatin, hoşgörünün ve barışın yaşanabileceği tek hayat şekli olan İslam ahlakına çağrılmaktadır.
Kaynağını Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberin söz ve davranışlarından alan Allah’a ulaşmayı, onun rızasını kazanmayı amaçlayan ve bu uğurda insanı her yönden mükemmel bir varlık haline getirmeyi hedefleyen tasavvuf düşüncesinde, hangi dinden, dilden, ırktan olursa olsun, insana Allah’ın yarattığı bir varlı gözüyle bakılmıştır. Dünyada özellikle dinî farklılıkların Allah’ın bir kanunu olarak oluştuğu düşüncesinden hareketle diğer din mensuplarına oldukça hoşgörü ve sevgiyle yaklaşılmıştır.
29.03.2015
29.03.2015
Hz. Peygamber döneminde Müslümanların yaşadığı Habeşistan tecrübesi bugün özellikler gayrimüslim halkın çoğunluğu oluşturduğu toplumsal yapılarda Müslümanın takınması gereken tutum ve tavır açısından çok şey ifade etmektedir. Günümüzde Müslümanlar yalnızca Müslüman halkın çoğunluğu oluşturduğu ülkelerde değil dünyanın hemen her yerinde yaşamakta ve çoğulcu toplum yapısını oldukça canlı şekilde tecrübe etmektedirler.
Resûl-i Ekrem Medine'ye hicret ettiği sırada burada bütün şehir halkını kapsayan bir idârî yapı mevcut değildi. Her kabile kendi içinde birlik oluşturuyordu. Hz. Peygamber, kardeşleştirme müessesesi ile Müslümanlar arasında birliği sağlamlaştırdıktan sonra şehre, Müslümanları, gayrı müslim Arapları ve Yahudileri içine alan ve daha önce Medine tarihinde hiç rastlanmayan bir siyâsî-sosyal yapı getirdi. Bu yapı, etnik kökenleri ve dinleri farklı çeşitli gruplardan, federasyonlardan oluşan bir konfederasyon idi. Bu teşebbüs her şeyden evvel şehir halkının barış ve güven içinde yaşamasını sağlamak gayesini taşıyordu.
29.03.2015
29.03.2015
. Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) Medine’ye hicret ettiğinde, Medine farklı iki dinin mensuplarını taşıyordu. Gayri müslimler müşrikler vardı, Yahudiler vardı. Hem de çok farklı yerlerden gelmiş Yahudiler vardı. Medine’ye yerleşmiş topluluklar vardı. Peygamberimizin (S.A.V) ilk uygulamalarından bir tanesi Medine Anayasası’nı hazırlamak olmuştur ve o Medine vesikası içerisine onların her türlü inançlarında, her türlü ibadetlerinde, her türlü, madetlerinde özgür ve serbest kalacaklarını bizatihi oraya yazmış ve bunu hukukun garantisi altına almıştır.
Umre yolculuğu; günahlarımızdan arınarak manevi temizliği elde etmek için büyük bir fırsattır. Çünkü Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz (s.a.s)’de bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. “Umre ibadeti, daha sonraki bir umreye kadar işlenecek günahlara keffârettir…” (Buhârî, Umre, 1) Umre yolculuğu; mukaddes mekânların havasını teneffüs edip Sevgili Peygamberimizin doğduğu şehir Mekke’yi görebilme, kutsal mekânları ziyaret edebilme imkânını sunmaktadır. Umre Yolculuğu; dünyadayken cennete girebilme ve orada ibadet yapabilme imkânını vermektedir.
29.03.2015
09.12.2014
İbâdet, imanın uygulanması, hak ve doğru kabul edilen esasların günlük hayatta yaşanması olduğundan, Allah katında tâat kabul edilen her davranışın bilfiil uygulanmış, olması gerekir. Gerçek iman kulun kalbine girdiği zaman pratiğe salih amel şeklinde yansır. Allah insanlardan söz söylemelerini değil, sözlerini doğrulayacak salih amel işlemelerini ister. Niyetsiz, sadece görünürde yapılan işler ne olursa olsun, ibâdet sayılmazlar. Niyetsiz yatıp kalkmak namaz olmadığı gibi, niyetsiz aç durmak da oruç değildir. O halde kötü niyetle, veya Allah'a itaat ve yakınlık kastından başka bir maksatla yapılan işler, ibâdet olamazlar.
Allah, biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz noksanlaştırmak suretiyle imtihan edeceğini bildirdikten sonra, "sabredenleri müjdele" buyurmakta ve onların kendilerine bir musîbet dokunduğunda, "biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz" dediklerini haber vermektedir. Böylece Allah, hem insanların musîbet ile karşılaşabileceklerini, hem de musîbetler karşısında nasıl tavır takınmaları gerektiğini bildirmektedir. İlâhî imtihanın dışında, musîbetlerin meydana gelmesinde üç etken daha vardır: İlâhî irade, ilâhî takdir ve insanların davranışları.
09.12.2014
16.05.2014
Ramazan, öncelikle oruç gibi türlü hikmetlerle dolu bir kulluk görevinin yerine getirildiği, her türlü hayır, rahmet ve bereketi kendisinde barındıran bir aydır. Dolayısıyla Ramazan ayının en önemli özelliği oruç ibadetinin bu aya tahsis edilmesidir. Bundan dolayı Ramazan ayına “Şehr-i Siyam” denilmiştir.
Ramazanda oruç açma vaktinin ayrı bin neşesi vardır. Bütün aile bireyleri hep birlikte sofraya oturur, oruç açma vaktini gelmesini bekleriz. Vakit gelince birlikte orucumuzu dua ile açarız. Yemeğimizi yedikten sonra dua ederek Allah'a şükrederiz. Sonra akşam namazını kılar ve teravih namazı için hazırlıklara başlarız. Bu ayda camiler dolar taşar. Bu durum Müslümanlar arasında sevgi, saygı, hoşgörü, yardımlaşma ve dayanışmanın artmasına neden olur.
09.07.2013
09.07.2013
Teravih namazı Sevgili Peygamberimiz tarafından Ramazan aylarında kılınmış olan sünnet namazdır. Hüküm bakımından sünneti-i müekkede olan Teravih namazı Allah’ın rızası gözetilerek kılındığı vakit geçmiş günahlara kefaret olmaktadır.
Ramazan-ı Şerîfte Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in de tavsıyelerinde yer alan belli başlı birtakım husûslara dikkat etmek îcâb eder: a. Kelime-i şehâdet, b. İstiğfâr ve zikir, c. Cenneti tahsîl edebilmek için bolca amel-i sâlih, d. Cehennemden kurtuluş için harâmlardan ve kerâhetten sakınmak, e. İmkânlar nisbetinde çokça hayır ve hasenatta bulunmak, kırık ve mahzûn kalblerin duâsını almak, f. Oruçlu bir kimseye iftar ettirmek. Ve emsâli...
21.07.2012
21.07.2012
İnsanlar ihtiyaç cihetinde muhtelif bir surette var edilmişler. Cenab-ı Hak o ihtilafa binaen zenginleri fukaraların yardımına davet ediyor. Halbuki zenginler fukaranın acınacak acı hallerini ve açlıklarını oruçtaki açlıkla tam hissedebilirler. Eğer oruç olmazsa nefisperest çok zenginler bulunabilir ki açlık ve fakirlik ne kadar elim ve onlar şefkate ne kadar muhtaç olduğunu idrak edemez. Bu cihette insaniyetteki hem cinsine şefkat ise şükr-ü hakikinin bir esasıdır. Hangi fert olursa olsun kendinden bir yönde daha fakiri bulabilir; ona karşı şefkate mükelleftir. Eğer nefsine açlık çektirmek mecburiyeti olmazsa şefkat vasıtasıyla yardıma mükellef olduğu ihsanı ve yardımı yapamaz yapsa da tam olmaz. Çünkü hakiki o hali kendi nefsinde hissetmiyor.
Ramazan ayı ibadet, rahmet ve mağfiret ayıdır. Bereketi bol, hayrı çok olan bir aydır. Bu ay, yardım, bağış, rahmet ve ihsan ayıdır. Ramazan ayı, bir yıllık maddi ve manevi kirlerden temizleneceğimiz, insanî duyguların coştuğu, tevbe edip hakka yönelme şuurunun geliştiği maddî ve mânevî bir terbiye ayıdır. Ramazan, içerisinde insanlık için, “bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini” taşıyan bir aydır.
21.07.2012
21.07.2012
Kur'an-ı Kerim, insan ilişkilerine büyük önem verir. Bugün toplumların en çok ihtiyaç duydukları toplumsal barışı sağlayacak hususları detaylarına kadar açıklar. Önce kişinin gerek Allah'a ve gerekse insanlara karşı görev ve sorumluluklarını bildirir. Toplumun özünü oluşturan aile hayatı ile karı ile kocanın karşılıklı hak ve vazifelerinden milletlerarası münasebetlere varıncaya kadar sosyal hayatın bütün kurallarını gösterir; en yüksek, en güzel ahlâk prensiplerini öğretir. Çok basit gibi görünen ve fakat insanları birbirlerine yaklaştırmada, sevgi, kardeşlik ve dayanışma içerisinde yaşamaları hususunda önemli etkisi olan selâmlaşmaktan ve evlere izin alarak girme adâbına varıncaya kadar detaylara yer verir.
"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an indirildiği aydır.''2 buyuruluyor. Demek ki Ramazan'ı diğer kamerî aylardan üstün kılan özelliklerin başında, insanlık için bir hidâyet rehberi olan Kur'an-ı Kerîm'in bu ayda inmesi ve inmeye başlamış olmasıdır.
21.07.2012
01.08.2011
Yüce dinimiz İslâmiyetin yapılmasını emrettiği her şeyde bilebildiğimiz veya bilemediğimiz nice hikmetler, nice yararlar vardır, haram kıldığı, yasakladığı şeylerde de sayılamıyacak kadar zararlar vardır. Dinimiz insanlar için yararlı olan hiç bir şeyi yasaklamamış, zararlı olan hiç bir şeyi de emretmemiştir. Oruç tutmanın da insanlar için maddî, manevî bir çok hikmet ve yararları olduğu için bütün ilâhî dinlerde emredilmiştir. Biz bu yazımızda orucun yarar ve hikmetlerinden bir kısmına temas etmek istiyoruz.
Muâz b. Cebel, 185. âyetteki “Öyle ise sizden kim bu aya ulaşırsa oruç tutsun” emri ile Allah’ın orucu sağlıklı ve mukim olan kimseler için farz kıldığını, hasta ve yolcular için oruç tutmama ruhsatı verildiğini, oruç tutmayıp fidye vermenin, oruca gücü yetmeyen yaşlılara özgü kılındığını bildirmiştir
31.07.2011
31.07.2011
 5 
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam78
Toplam Ziyaret1703929
Hava Durumu
Saat
Vaaza Başlama Duası

Mevlid Kandili Dua Örneği

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

VAAZ KILAVUZU

VAAZ VE VAİZLİK SEMPOZYUMU I
VAAZ VE VAİZLİK SEMPOZYUMU 2